Merdivenin Üçüncü Basamağı

Merdivenin Üçüncü Basamağı

Merdivenin üçüncü basamağında duruyorum.
İniş de değil bu, çıkış da. Sadece orası.       

 

Eskiden bildiğimi sandığım yerler artık durmuyor. Yürüyüp arkamı döndüğümde, orada kalacağını düşündüğüm şeyler yer değiştirmiş oluyor. Ceplerimden çıkanlar tanıdık ama temas edince yabancılaşıyor. Zaman avucuma fazla geliyor. Düşürmekten korkmuyorum artık, dağıtmaktan korkuyorum.   

Dışarıdan bakınca değişmemiş gibiyim, değişmemiş gibisiniz belki. Ama içimizdeki açı kaydı. Dilimde kalan tad, başka bir yerden. Konuşurken sesim mi kısıldı, yoksa çoğalıp boşluğa mı taştı, ayırt edemiyorum. Günlere rastgele karışıyorum; her biri tek ve bir daha gelmeyecekmiş gibi değil de, sanki telafisi varmış gibi davranıyorum. Bu da ayrı bir kandırmaca.

Duruyorum.
Bu kimseye yetmiyor.

Yerleşik sandığım her şeyi yağmaladınız. Şarkılar hiç bilmediğim bir aralıktan sızıyor içeri. İçimin huzursuzluğu, tanıdık olanı arıyor ama bulmak eski bir ninni. Kapılar açılıyor, kapanıyor. Dünü küçük bir geri sayıya bağlıyoruz. Başka yollar bu boşluğa bakıyor mu, yoksa ben mi bakıyorum, bilmiyorum.

Sesler geliyor, sonra çekiliyor. Arada kalan boşluk gıcırdıyor. Camın önünde durup uzun süre hiçbir şey düşünmüyorum. Kolaylaşsın diye beklediğim ne varsa, kolaylaştıkça rengini bırakıyor.

Merdivendeyim ve duruyorum. İnip çıkanların küçümseyeci bakışları ile yüzleşiyorum sonra bu bakış benimmiş gibi davranılıyor. Oysa ben kendim dışında hiçkimseyi küçümseyemem. On”A” gelince, o hep en yüksek yerde duruyor, duracak. Onu küçümsemek ne benim ne de bir başkasının haddi. O küçümsenemeyecek kadar muazzam(sözü gerçeğe sadakat duymayan) Ama  kabul et senin koyu lacivert sularını diri tutan ona karşı  bir gün okşayıcı bir gün boğucu olan o had. Fark et ki sivri dişli köpek nefesini yarım tutan o tetikteki hâl, ben değil o da değil yanlız sen. Bu noktada siz birbirinize benzeşirken, ben ayrışıyorum. Beni besleyen şey bu değil.

Kendimi alıyor ve çıkıyorum.

Dönüp bakınca…

Mesafeler uzuyor, sonra da anlamsızca kısalıyor. Nerede duracağımı bilemeden attığım fazla kulaçlar var. Batmamak için tuttuğum nefesler. Derinlik, hep tahmin ettiğimden daha aşağıda. Değişmesin dediğim ne varsa değişiyor; sessizce, izin almadan.

Bazı günler  daha az kendime benziyorum.

Kayıp vere vere uyanıyorum. Tutamadan, tutunamadan. Günler birbirine değiyor ama örtüşmüyor; hepsi tek bir güne sıkışmış gibi. Bugün de uyandım. Bir şey olmadı. Bu da bir şeymiş gibi yazıyorum.

Her yer dar. Hiçbir yer yeterince zaman dışı değil. O yüzden görüntüler netleşmiyor. Belki de netlik, artık bildiğim bir yer değil. Merdivenin üçüncü basamağında duruyorum. Aşağısı da yukarısı da acele ediyor.Ben o telaşın o kadar uzağında ve dışındayım ki…

Anlamsızlaşıyor.

Seris S.

“Merdivenin Üçüncü Basamağı” için 4 cevap

  1. saphilopes Avatar

    Belki de modern insanın aidiyetsizliğini, zamanın akışına uyum sağlayamayışını ve o içsel bölünmüşlük halini hepimiz yaşıyoruz.

    Belki de hepimiz bir şeylerin sonundaydık. Algılar, yanlış anlatımlar, yedeklerin yedekleri, yedek olmayanların yedekleri… Hepimiz absürt bir masalın içindeydik, Belki de ben de durduğun o statik merdivenin tam ortasındayım.

    Sen ne güzel bir kadın olmuşsun. 🖤🫂

    Liked by 1 kişi

    1. Seris Soren Avatar

      Belki de öyleydi.Çünkü merdivenler sabit sadece üzerinde duranların ağırlığı değişir.
      Oldum oldum da tam olarak ne oldum bilemiyorum ajdj
      Selam olsun sana da..

      Liked by 1 kişi

  2. Anon Avatar
    Anon

    Değmedi yani. O nedenden anlamı büyük şeyler değersizce harcanmamalıydı…

    Beğen

    1. Seris Soren Avatar

      Yazımla yorumun alakasını çözemedim 🙂

      Beğen

Yorum bırakın

Boşluklar Arası

Gerçeklik ile bilinç arasındaki çatlak